AKP-MHP REJİMİNİ KURTARMA SAVAŞI: KİMİN YANINDASINIZ?

893

IRKÇI, YAĞMACI, DİN TÜCCARI FAŞİST AKP-MHP REJİMİNİN Mİ? IŞİD FAŞİZMİNİ EZEN DEMOKRATİK HALKÇI KUZEY SURİYE-ROJAVA HALKININ MI?

AKP faşist rejimi yeniden savaş rüzgarları estiriyor. Kuzey Suriye-Rojava‘ya yönelik savaşın startı verildi. Gören duyan Kuzey Suriye-Rojava‘dan her gün Türkiye‘ye saldırılar düzenlendiğini, yüzlerce roket atıldığını, her gün silahlı grupların sınırı geçerek saldırdığını sanır.

Peki gerçekten öyle mi?
Elbette ki hayır! Elbette ki, ortada bir savunma savaşı değil, AKP-MHP rejimini kurtarma savaşı var…

Emekçi Halklarımız!

Yaşadığımız coğrafyayı ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal ve benzeri her açıdan tam bir yıkıma uğratan AKP rejimi, çöküşüne bir nebze olsun çare bulabilmek için bu kez Kuzey Suriye-Rojava‘ya karşı savaşın startını vermiş durumda.

Uzun bir zamandır hazırlığı yapılan bu savaşın hiçbir siyasal, toplumsal veya hukuki meşru gerekçesi yoktur. AKP faşist rejiminin Suriye‘de giriştiği bütün maceralar ve saldırganlıklar gibi, bu saldırganlıkta gayrı meşrudur. Kürt düşmanlığı üzerinden yürütülen ırkçı şovenist, din tüccarı, insanlık düşmanı bir saldırganlıktır.

AKP rejiminin tüm dış politikası, özelde Suriye politikası din tüccarlığıyla ırkçılığın karışımı bir politika üzerinden, bölgedeki barbar din tüccarı cihadçı örgütlerle işbirliği yaparak tüm demokratik ve diğer güçleri ezmeyi ve „Yeni Osmanlı“ hayalini, yani yeni bir saltanat rejimini inşa etmeyi hedeflemektedir.

Bu barbarca hayalin tüm temelleri çökmüştür. AKP‘yi ortaya çıkaran emperyalist Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çökmüştür. AKP benzeri partiler bölgemiz Ortadoğu‘da çökmüştür. AKP‘nin ve emperyalistlerin desteklediği din tüccarı faşist cihadçı örgütler önemli ölçüde çökmüştür. AKP‘nin sahte anti-İsrail politikaları çökmüştür. Ellerini attıkları her yerde yıkım ve vahşet yarattılar ve yenildiler. Suriye‘de de yenildiler. Artık İdlip‘deki küçük bir alana sıkışmış barbar din tüccarı örgütler dışında ellerinde birşey kalmamıştır.

AKP faşizminin dış politikada yaşadığı çöküşe, iç politikadaki yıkım eşlik etmektedir. 31 Mart yerel seçimlerde AKP faşizmi tam bir çöküş yaşamıştır. Tüm anketler AKP‘nin oy oranlarının yüzde 30‘ların altına indiğini gösteriyor. Ekonomi çöküşle birlikte korkunç bir pahalılık ve işsizlik tüm halkı vuruyor. AKP faşizminin desteklediği yeni holding grupları teker teker iflas ediyor. AKP faşizmi hiç bir alanda tek bir yeni sözün sahibi değildir. Her alanda inisiyatifi yitirmiştir. Faşist ırkçı MHP ve Ergenekon artıklarıyla girdiği ittifak da artık onu kurtarmamaktadır. AKP bölünüp parçalanıyor ve dağılıyor. Öte yandan, AKP faşist rejiminin yarattığı yıkıma karşı büyük bir öfke dalgası birikiyor, toplumsal muhalefetin kuvvet kazanacağı zeminler büyüyor.

İşte bu koşullar altında, AKP faşist rejiminin başı Tayyip, tüm faşist diktatörlüklerin başvurduğu en felaketli, en insanlık dışı yola, ırkçı şovenist, din tüccarı söylemlerle işgal ve savaş yoluna başvuruyor:

AKP faşist rejiminin başı Tayyip bu işgal harekatıyla bir zafer kazanacağını sanıyor. Bu yolla;

– tüm Türkiye toplumunu ırkçı şoven ve din tüccarı fetihçi politikalar eksenine çekebilmeyi ve kaybettiği siyasal inisiyatifi yeniden kazanmayı, „muzaffer başkomutan“ edasıyla yeniden siyasal ve toplumsal hayatı belirleyebilmeyi hedefliyor.

– Dağılmakta olan AKP‘yi bu savaş ve fetih söylemleriyle en azından bir süreliğine yeniden toparlamayı, Partiden ayrılanları kolayca tecrit etmeyi umuyor.

– Toplumsal muhalefeti ve genel olarak tüm AKP karşıtı muhalefeti bölmeyi, istikrarsızlaştırmayı, Kürt düşmanlığı temelinde siyaseti yeniden düzenlemeyi umuyor.
– Savaş ortamı içinde tüm toplumsal muhalefeti „terör“ söylemi temelinde ağır bir zulümle bastırmayı hedefliyor.

– Dış politikada özellikle Ortadoğu‘da bu işgal harekatıyla yeniden prestij ve güç devşirmeyi ve „önemli“ bir aktör haline gelmeyi hedefliyor.

ABD emperyalizmi, AKP faşist rejiminin bütün bu niyetlerini biliyor. Ve ABD emperyalizmi Trump‘ın seçilmesiyle birlikte ciddi bir irade parçalanması yaşıyor. Trump ve şürekası kendisi gibi neofaşist tüm diktatörleri şu veya bu düzeyde destekliyor. ABD emperyalizminin bugün Tayyip‘e işgal için yeşil ışık yakması Tayyip‘in baskısı veya dayatması nedeniyle değildir. Tayyip‘in böylesi bir baskısıyı ABD‘ye uygulayacak hiçbir gücü yoktur. Tayyip Silahlı Kuvvetleri (TSK), bir NATO ordusudur ve tepeden tırnağa NATO silahlarıyla donatılmıştır. Başta hava kuvvetleri olmak üzere, tüm kritik savaş güçlerinin tekniği ABD emperyalizmine bağlıdır. Tüm savaş uçakları, tüm tankları, tüm temel top ve füze sistemleri, hatta tüfekleri ABD, Almanya ve diğer emperyalist ülkelerin verdikleri silahlardır. Ve tabii ki, komuta kademesi de. Böyle bir ordu, çökmüş bir ekonomi ve sıfır siyasal prestijle Tayyip‘in ABD emperyalizmine baskı uyguladığını düşünmek, Tayyip‘in kendini güçlü gösterme yalanlarına prim vermekten başka birşey değildir.

Hayır! Trump ve ekibi Tayyip‘in yaşadığı sıkışmayı görmekte ve onun iktidarda kalmasını istemektedir. Diğer yandan, demokratik halkçı bir karaktere sahip olan Kuzey Suriye-Rojava yönetimine de ders vermek ve kendisine daha fazla muhtaç hale getirmeyi hedeflemektedir.

Bu işgal savaşının tam da Tayyip‘in beklediği üzere, tüm toplumu saflaştıracağı açıktır. Öyleyse, tüm emekçilerin, işçilerin, kadınların, gençlerin, yoksulların ve ezilen tüm kesimlerin kendilerine sormaları gereken soru şudur:

KİMİN YANINDAYIZ?

Bu soruya verilecek sadece iki tane yanıt vardır.

Birincisi, Tayyip ve şürekasının iktidarda kalmak için startını verdiği bu savaşı ırkçı, şoven ve din tüccarı söylemler eşliğinde desteklemektir. Onun çöküşe geçtiğini ve beraberinde tüm ülkeyi çökerttiğini görmezden gelmek ve girdiği tam ihanet yoluna omuz vermektir.

İkincisi, bu savaşın halklarımıza hiçbir yarar getirmeyeceğini, tam tersine ülke ekonomisini daha da batıracağını, halklar arasındaki zaten zayıf olan köprüleri tümden yıkacağını, Kuzey Suriye-Rojava‘da başta IŞİD olmak üzere, diğer tüm din tüccarı faşist çeteleri ezen halkçı demokratik güçlere darbe vuracağını ve orada faşist çetelere yeni alanlar açacağını görerek halkçı demokratik güçleri desteklemektir. En azından bu kirli savaşa dur demektir.

Ara yol yoktur. AKP rejiminin kirli işgal savaşını her ne sebeble olursa olsun desteklemek Türkiyedeki demokratik güçlerin birliğini mayınlamak, AKP rejiminin ömrünü uzatmasını sağlamak demektir.

Kardeşler!

Özgürlük ve insanca yaşamın yolu tüm halkların, ulusların, ezilenlerin eşitlik, özgürlük ve dayanışma temelinde birlikte mücadele etmesinde, birbirlerinin haklarını tam olarak tanımasından geçer. Şu tarihsel sözü unutmayalım: Başka bir ulusu ezen bir ulus özgür olmaz!

Gün AKP faşist rejiminin savaş ve işgal politikalarına karşı, halkların mücadele birliği ve bu temelde kurulabilecek olan kardeşliği temelinde birleşme günüdür.

AKP faşizminin savaş politikalarına, şovenist, din tüccarı propagandalara karşı özgürlük ve kardeşlik söylemi ve eylemiyle karşı duralım. AKP‘nin toplumsal muhalefetin birliğini bozmasına izin vermeyelim.

AKP FAŞİZMİNİN SAVAŞ VE İŞGAL POLİTİKALARINA KARŞI
OMUZ OMUZA MÜCADELEYE!

FAŞİZM YENİLECEK HALK KAZANACAK!

TEK YOL DEVRİM!

TEK YOL HALKLARIN BİRLEŞİK MÜCADELESİ!

8 Ekim 2019


PDF OLARAK OKUMAK VEYA YAZDIRMAK ICIN LINKI TIKLAYIN